Toronto’da High Park sonbahar renklerine büründü
Kanada’nın Toronto kentindeki High Park, sonbaharın gelişiyle sarı, turuncu ve kırmızının farklı tonlarına büründü. Ağaçların renk değiştirmesiyle parkta göz alıcı manzaralar oluştu.
Ziyaretçiler açık havanın tadını çıkardı
Renk cümbüşüne dönen parkta ziyaretçiler açık havada vakit geçirdi. Sonbahar manzarası, kış gelmeden önce doğayla buluşmak isteyen Torontolular için bir buluşma noktasına dönüştü.
Toronto’nun en büyük parklarından biri
High Park, yaklaşık 161 hektarlık alanıyla Toronto’nun en büyük parkları arasında yer alıyor. Park, şehir merkezinin batısında, Humber Körfezi’nin kuzeyinde bulunuyor ve Toronto Belediyesi Parklar Müdürlüğü tarafından yönetiliyor.
Şehrin ortasında vahşi doğa
Parkın üçte biri hala doğal halinde korunuyor. Pek çok kuş, balık ve hayvan türüne ev sahipliği yapan park, nadir bitki türleri bakımından da zengin bir alan.
Adını Ontario Gölü manzarasından alıyor
“High Park” adının Jemima Howard’dan geldiği kabul ediliyor. Ad, arazinin Ontario Gölü’ne tepeden bakan konumuna gönderme yapıyor. Colborne Lodge, Humber Körfezi kıyısının en yüksek noktasında bulunuyor.
Koyun çiftliğinden şehir parkına
Parkın hikayesi 1836’da başladı. Mimar John George Howard ve eşi Jemima, o dönemde Toronto’nun batısında kalan araziyi koyun çiftliği kurmak için satın aldı. Bu arazi, zamanla şehrin en sevilen parklarından birine dönüştü.
John Howard kimdi?
John Howard, eşi Jemima ile 1832’de İngiltere’den Kanada’ya göç etti. Toronto’da önce mimar, ardından şehir mühendisi ve kadastro mühendisi olarak çalıştı. Howard, kentin ilk profesyonel mimarı olarak da biliniyor.
150 yıllık bir hediye
Howard, arazinin büyük bölümünü 1873’te Toronto şehrine devretti ve kendisinin ve eşinin ölene kadar evlerinde yaşaması şartını koydu. Park 1876’da halka açıldı. Howard’ın 1890’daki ölümünün ardından mülkün geri kalanı da şehre geçti. Howard çifti bugün parkta, bir taş anıtın altında yatıyor.
Colborne Lodge: Parkın tarihi evi
Howard, Colborne Lodge’u 1837’de inşa etti ve evine Yukarı Kanada Valisi Sir John Colborne’un adını verdi. Başlangıçta tek katlı olan eve Howard daha sonra bir kat ekledi.
Bugün bir müze
Colborne Lodge bugün müze olarak hizmet veriyor ve ziyaretçilere kurucularının yaşamını tanıtıyor. Ev, Toronto Belediyesi’nin işlettiği 10 tarihi alandan biri. Bahçe turları ve atölyelerle parkın etkinlik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda.
Grenadier Gölü’nde renklerin yansıması
Yaklaşık 14 hektarlık Grenadier Gölü, parkın sulak alanlarının en büyük bölümünü oluşturuyor. Kıyıdaki sarı ve kızıl yapraklar, sonbaharda göl yüzeyine yansıyarak ikinci bir manzara oluşturuyor.
150 yaşını aşan meşeler
Parkın dört bir yanında görülen yüksek kara meşeler, savananın simgesi. Bu ağaçların birçoğu 150 yaşın üzerinde. Belediye, 1970’lerin sonundan itibaren savanayı korumak için çim biçmeyi sınırladı. Alan bugün belediye ile gönüllü doğa korumacıların özel koruması altında.